Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

TABİAT BİLGİNİ A. R. Wallace, Borneo’dayken iri bir kurbaÄŸanın bir aÄŸacın üzerinden âdeta uçarak yere indiÄŸini görmüştü. Tabiat bilgini hayvanı yakalayıp yakından inceleyince, parmaklarının çok uzun ve tâ uçlarına kadar perdeli olduÄŸunu görmüştü, öyle ki parmakları parlak yeÅŸil renkte, karnı ile parmaklarının iç yüzü sarı, parmak aralarındaki derileri siyah ve sarı çizgiliydi.
Bu -anlatılan «Borneo uçar kurbaÄŸası» ndan (Rhacophorus pardalis) daha fazla tanınan bir akraba tür de «Cava uçar kurbaÄŸası» dır (Rhacophorus reinwardti). Cava ile Sumatra’nın daÄŸ ormanlarında sık sık rastlanılan bu 7.5 santim uzunluÄŸundaki kurbaÄŸanın hâkim rengi yeÅŸildir, yalnız karnı oldukça parlak bir sarıdır.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409
KISA BAÅžLI KURBAÄžALAR» (Breviceps) denilen grubun Afrikalı üyeleri vücutlarının tombulluÄŸuyle dikkati çekerler. Bunlar hareketsizken bir lâstik topu andırırlar. Afrika’nın güney batısında, güneyinde ve güney doÄŸusunda yaÅŸayan türleri vardır. Bunlardan «DoÄŸu Afrika kısa kafalı kurbaÄŸası» (Breviceps mossambicus), çok kısa kafası, hemen hemen yassı yüzü ve öne yönelmiÅŸ orta irilikte gözleri olan derli toplu yapıda bir kurbaÄŸadır. Bacakları çok kısadır, çok kere
dirseğe veya dize, kadar vücut derisinin içinde tıkılı kalmıştır. Hemen hemen düz sırtında kirli kızıl kahverengi, yanlarda ise sarı - kahverengidir ve siyah lekeli olabilir. Vücut uzunluğu 5 santimdir. Yapısı, ağzının ufaklığı, uzun dilinin yapısı, dişsizliği ve geniş midesi, bu kısa kafalı kurbağanın termitlerle beslendiği şüphesini uyandırmaktadır.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409
(Pipa americana)
Bu kurbağa sarımsı veya kahverengimsi bir kurbağadır. Dişisi 20 santim uzunluğunda olabilir.
Bu kurbağanın en ilginç tarafı, yumurtalarını, sırtının derisindeki ayrı odacıklarda taşımasıdır. Keseli kurbağada olduğu gibi, bunlarda da yumurtaları taşıyan dişidir. Dişi, yumurtlamak üzere olduğu zaman döl yolunun içinden borumsu uzun bir yapı uzatır. Erkek petekli kurbağa bunu dişinin sırtına çevirir ve yumurtalar çıktıkça üzerine basar. Yumurtalar dişinin derisine yapışır ve her biri, ona mahfaza olmak üzere yavaş yavaş meydana gelen ayrı bir cebin içine çöker. Bu odacıklann her biri, yumurta kapsüllerinin bir parçasından gelişen bir kapakla örtülür. Bütün tetarilik safhalarını analarının sırtındaki oyuklarda hapiste geçirmiş olan minik petekli kurbağalar, birkaç hafta sonra meydana çıkarlar.
Petekli kurbaÄŸanın ilginç özellikleri: Petekli kurbaÄŸa baÅŸka bakımlardan da ilginç bir yaratıktır. Bütün vücudu ve bilhassa üggen biçimli kafası yassılmıştır. OlaÄŸanüstü ufaklıktaki gözleri bunun üst yüzeyinde ve” kesik hissini uyandıran burnunun arkasındadır. Dilsiz aÄŸzının köşelerinde garip et çıkıntıları vardır. Ön ayak parmaklarından her birinin, dört diÅŸli ve yıldızımsı bir ucu vardır. Derilerle birbirine baÄŸlı çok uzun arka ayak parmakları, bir nevi kürek meydana getirerek, ÅŸaşılacak bir hızla yüzen hayvana yar dımcı olurlar. Petekli kurbaÄŸa hiç bir zaman isteyerek sudan çıkmaz. Karada hareketleri hantal olduÄŸundan düşmanlarına kolay yem olur. Bu türün baÅŸlıca yiyeceÄŸi balıklardır: Yıldıza benzer parmak uçları hassas bir duygu organıdır. Bunlar bir ava deÄŸince, petekli kurbaÄŸa aÄŸam açarak ileri atılır ve balığı yutar.
Amfibyumların pek azı bu petekli kurbaÄŸa kadar suya baÄŸlıdır. Fakat aynı ailenin bir baÅŸka üye»i, «Afrika pençe tırnaklı kurbaÄŸası» (Xenopus laevis) da ender olarak karaya çıkar. Bu akraba tür, görünüş itibariyle petekli kurbaÄŸa kadar garip deÄŸilse de, parmaklarının ucunda boynuz maddesinden kertenkelemsi pençeler olmasıyle amfibyum’ların arasında eÅŸsizdir.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

Bazı tropikal kurbağalar yumurtalarım taşımak için başka usullere baş vururlar. Meselâ, yumurtaları tek bir kitle halinde sırtlarında taşıyanları vardır. Ünlü tabiat bilgini Darwin tarafından keşfedilen bir Güney Amerika kurbağası (Rhinoderma darwini), yumurtaları ses kesesinde taşımaktadır. Bunlar, «burunlu kurbağa» veya «gagalı kurbağa» da denilen 3 santim uzunluğunda minik kurbağalardır. Tahmin edildiğine göre, türün erkeği yumurtlanıp döllenmelerinden sonra yumurtalardan 5-15 tanesini ağzına almakta, fakat onları yutmamaktadır. Yumurtalar, dilinin iki yanındaki birer yarıktan geçerek ses kesesine ulaşmaktadır. Baba böylece,yumurtaları, ta ki tam gelişmiş yavrular çıkıp ağız yoluyle vücudunu terkedene kadar, bu içindeki çocuk odasında taşıyacaktır.
Bazı tropikal aÄŸaççıl kurbaÄŸalar (Phyllobates) ve (Dendrobates), tetari’lerini sırtlarında taşırlar. Tabiat bilgini Dr. Charles Breder, Panama’da onların bu davranışlarının ÅŸahidi olmuÅŸtur. Eline geçen bir erkek aÄŸaççıl kurbaÄŸanın sırtı, birinin başı yukarıya, birinin aÅŸağıya gelmek üzere dizilmiÅŸ tetarrlerle doluydu. Erkek kurbaÄŸa onları, kendi yiyeceklerini kendileri bulabildikleri gölcüklere ve akarsulara taşıyordu.
AÄŸaçkurbaÄŸasıgiller’den «Güney Amerika keseli kurbaÄŸası» nın (Nototrema) yavrularına bakmak için daha çetrefil bir metodu vardır. Bu aÄŸaç kurbaÄŸasının diÅŸisi yumurtaları sırtındaki bir cebin içine gizler. Yavrular geliÅŸince, yumurtalar bu kesemsi cebin içinde çatlar. Minik kurbaÄŸalar kısa bir süre sonra kesenin arkasındaki bir yarıktan çıkarak bü barınaklarını terkederler.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

(Alytes obstetricans)
Erkek «ebe kurbağa» üremek için suya gidecek yerde, kendi tarafından açılmış, ya da bir kemiriciden devraldığı bir oyuğun veya inin ağzından çağırışını duyurur. Sessiz dişi bu sese gelir ve birden etrafını birkaç erkekle çevrili bulur. Fakat ötekilerle rekabet eden erkeklerden biri sonunda dişinin beline sarılır.
Yarım saat sürebilen bu pozisyon esnasında erkek ebe kurbağa, dişinin döl yolunu çevreleyen bölgeyi okşar. Dişi sonunda arka bacaklarım uzatır ve bunlar, erkeğin bükülmüş arka toacaklarıyle birlikte yumurtalar için bir nevi hazne meydana getirir. Dişi, yumurtaları iki dizi halinde salıverir. Her dizide düzünelerle yumurta vardır. Bu yumurtalar oldukça iridir: Her birinin çapı 1 santim kadardır. Yumurtalar yumurtlandıktan sonra erkek ebe kurbağa vücudunu öne kaydırır ve bir yandan dişinin kafasına sarılırken yumurtaları döller. Bir zaman sonras önce bir bacağını, sonra ötekini yumurta kümesinin iğine daldırır. Yumurtaları beraberinde götüren erkek ebe kurbağa, yumurtaları bacaklarının etrafına sarmış hissini uyandırır. Erkek ebe kurbağa kıymetli yüküyle ininin yolunu tutarken, işi biten dişi başını alır gider. Erkek ebe kurbağa bundan sonraki gecelerde, yumurtalar hâlâ bacaklarına yapışmış olduğu halde, karnını doyurmaya çıkar. Yumurtalar da bu arada çiğin nemini emerler. Erkek ebe kurbağa yumurtalarla birlikte suya bile girebilir.
Yirmi gün kadar sonra yumurtaların içindeki larvalar adamakıllı geliÅŸmiÅŸ durumdadırlar. Bu arada yumurtanın içindeki iri sarıyla beslenmiÅŸlerdir. Dış solungaçları kaybolduktan sonra, baba onları bir durgun suya veya akarsuya taşır. Larvalar bu suya batışlarında üzerlerin’ deki yumuÅŸak ve jelâtinimsi örtüyü patlatarak sudaki hayata ayak uydururlar. Böylece, yumurtalar da, henüz tam geliÅŸmiÅŸ larvalar da, ebe kurbaÄŸanın onları beraberinde inine taşımasının sayesinde düşmanlarından korunmuÅŸ olurlar. Baba aynı zamanda yumurtaları nemli de tutmuÅŸtur.
Bu ilginç kuyruksuz amfibyum’un uzunluÄŸu 5 santimi geçmez. Siyahımsı noktalı esmer bir rengi vardır. Yurdu Orta ve Batı Avrupa’dır.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

TEKER - DİLLİ - KURBAÄžAGİLLER» (Discoglossidae), adlarını, tekerlek biçimindeki az hareketli dillerinden alırlar. Avrupa’da, Asya’da ve Filipinlerde bir avuç türü olan bu aile pek o kadar ilginç deÄŸildir. Üzerinde durulmaya deÄŸer tek üyesi «ebe kurbaÄŸa» dır. Bunun da ilginç tarafı, yeni yumurtlanmış yumurtalara erkeÄŸin bakmasındadır. Ebe kurbaÄŸa’nın birçok dillerdeki adı «ebe kara kurbaÄŸası» anlamına gelir.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409
(Rana catesbyana)
Bu kurbaÄŸa daha ufak çeÅŸitlerden farklı olarak geç yumurtlar. BirleÅŸik Amerika’nın kuzeyinde yumurtlama devresi haziran veya temmuza rastlar. Bu geç tarihte suyun yüzeyinin ısısı 21 dereceyi bulmuÅŸ olur. Aynı kurbaÄŸalar memleketin güneyinde daha erken ürerler. Muazzam yumurta kümesindeki yumurtaları sayan tabiat bilgini Wright, yumurta sayısının 20 000′den aÅŸağı olmadığını söylemektedir. Bu yumurtalar suyun, yüzeyine tabaka halinde yayılırlar. Bilhassa iri kitlelerin 4 645 santimetre karelik bir alan kapladığı görülmüştür.
Öküz kurbaÄŸaları eskiden Kuzey Amerika’nın doÄŸusunda, Kanada’dan Meksika’nın Tehuantepec berzahına kadar olan bölgelerde bulunurdu. Fakat bacakları çok raÄŸbette olduÄŸundan bu iri kurbaÄŸa ÅŸimdi Birleşık Amerika’nın batısına olduÄŸu gibi, dünyanın birçok yerlerine de yayılmıştır. Erkekten daha iri olan diÅŸi öküz kurbaÄŸası’mn yalnız vücut uzunluÄŸu güneyde 20 santimi bulur. Arka bacakları ayrıca 25 santim uzunluÄŸundadır. Kuzeyde bu kurbaÄŸanın eriÅŸebildiÄŸi en büyük uzunluk 17-18 santimdir. Öküz kurbaÄŸası, BirleÅŸik Amerika’nın en iri kuyruksuz amfibyumu’dur. Esasen dünya yüzünde yalnız Golyat kurbaÄŸası ondan iridir.
Bu kurbaÄŸanın vücut uzunluÄŸu 30 santimi geçen ve evcil bir kedi ağırlığında olabilen bu dev kurbaÄŸa, Afrika’nın Kamerun ve Gabon bölgelerindeki derin orman akarsularlnda yaÅŸar. Ancak su yüzeyinin alçaldığı kuru mevsimde yakalanılması mümkündür.
Öküz kurbaÄŸaları, tetarFlerinin üç yıla yakın zamanda geliÅŸmesi yüzünden suyu çekilmeyen gölcüklerde yaÅŸamak zorundadırlar. Hayatının birinci yılında tetari’nin pek ender olarak bacakları meydana çıkar, ideal ÅŸartlar altında ikinci yılın başında belirirler. OlaÄŸanüstü irilikteki tetari, daha kuyruÄŸu kaybolmadan 15 santim uzunluÄŸunda olabilir. Fakat tetarilikten çıkıp da suyu terketmeye hazırlanırken sadece 5-6 santim uzunluÄŸundadır.
Öküz kurbağası nelerle beslenir:
Öküz kurbaÄŸası karada iki, üç yıl yaÅŸadıktan sonra erginleÅŸmiÅŸ olur. Yavru öküz kurbaÄŸaları’mn baÅŸlıca yiyeceÄŸi böceklerse de, yeteri kadar ufak herhangi bir hayvan erginlerine yem olabilir. Bir çok küçük göllerde kerevidesler öküz kurbaÄŸalarının yiyeceÄŸinin büyük bir kısmını meydana getirir. Öküz kurbaÄŸası bu dipte yaÅŸayan Kabukluları suyun altındayken yakalar. Karada semenderleri, kara kurbaÄŸalarım, baÅŸka kurbaaÄŸları, küçük kaplumbaÄŸaları, yılanları, sıçanları, hatta kuÅŸları yer.
Öküz kurbaÄŸası’nın düşmanları:
Beri yandan baÅŸka bazı hayvanlar da öküz kurbaÄŸasını avlar. Tetari halindeyken dev bir su böceÄŸinin saldırısına uÄŸrar. Bu böcek, iÄŸneye benzer borumsu burnundan tetari’ nin vücut sıvılarım emmekte yararnır. Balıklar da öküz kurbaÄŸası yumurtalanyle larvalarını ve yavru kurbaÄŸaları yerler. Tetarilerin, balık yiyen kuÅŸlara da yem oldukları ileri sürülebilir. İri öküz kurbaÄŸaları yamyam olabilirler. Arada kendi cinslerinden daha ufak kurbaÄŸalara saldırıp onları yerler.
İnsanoÄŸlu da öküz kurbaÄŸası’nın baÅŸlıca düşmanları arasına girmiÅŸtir. Bu deÄŸerli amfibyum tükenme tehlikesinde olduÄŸu için, Amerika’nın birçok yerlerinde korunması için tedbirler alınmaktadır. Buna raÄŸmen yalnız Louisiana eyaletinde bir yılda 375 ton kurbaÄŸa bacağı çıkarılmıştır. Bunların hepsinin öküz kurbaÄŸasına ait olduÄŸu şüphelidir. «Güney öküz kurbaÄŸası» (Rana grylio) gibi baÅŸka iri türlerin de araya karıştırılmış olduÄŸu muhakkaktır.
İnsanoÄŸlu da öküz kurbaÄŸası’nm baÄŸlıca düşmanları arasına girmiÅŸtir. Bu deÄŸerli amfibyum tükenme tehlikesinde olduÄŸu için, Amerika’ nın birçok yerlerinde korunması için tedbirler alınmaktadır. Buna raÄŸmen yalnız Louisiana eyaletinde bir yılda 375 ton kurbaÄŸa bacağı piyasaya çıkarılmıştır. Bunların hepsinin öküz kurbaÄŸasına ait olduÄŸu şüphelidir. «Güney öküz kurbaÄŸası» (Rana grylio) gibi baÅŸka iri türlerin de araya karıştırılmış olduÄŸu muhakkaktır.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

ASIL KURBAĞALARDA üst çene dişlerle bezenmiştir. Bununla beraber asıl kurbağaların biyografisiyle alışkanlıkları kara kurbağasınınkiler gibidir. Her türün erkeğinin kendine öz bir çağırışı vardır, hiç bir türün çağırışı başka türünkine benzemez. Bu ses, aynı türün dişisini çiftleşmenin olageleceği gölcüğe çağırmaya yarar. Kurbağa yumurtaları burada kara kurbagasınınkilerle aynı şekilde döllenir. Fakat kurbağalar yumurtalarını sicim gibi diziler halinde yumurtlamazlar. Kurbağa yumurtaları genellikle bir tek küme meydana getirir ve suda yetişen bitkilere yapıştırılmış bulunur.
Asıl kurbaÄŸalar suyu çekilmeyen havuzları ve gölleri tercih ederler. Yumurta kümesinin iriliÄŸi ve yumurtaların yumurtlanması için seçilen yer türüne göre deÄŸiÅŸir. Bazı kurbaÄŸa çeÅŸitleri düşük ısılara baÅŸka türlerden daha dayanıklıdırlar. BirleÅŸik Amerika’nın kuzey doÄŸusu ile hemen bütün Kanada’da yaÅŸayan «orman kurbaÄŸası» (Rana sylvatica), ilkbaharda ilk meydana çıkan amfibyumlar arasındadır. Bu tür 7-8 santimi geçmeyen uzunluÄŸuyle küçük kurbaÄŸalardan biridir. Tabiat bilginleri, bu orman kurbaÄŸalarının, göllerde henüz bulunduÄŸu ve suyun ısısının da sıfırın ancak birkaç derece yukarısında olduÄŸu mart ayında ürediklerine ÅŸahit olmuÅŸlardır. Orman kurbaÄŸaları yüzeyin birkaç santim altına, yaklaşık olarak bin tanelik nispeten ufak yumurta kümeleri yumurtlarlar.
Asıl kurbaÄŸalar veya öbür adiyle «Su kurbaÄŸasıgiller» (Ranidae) ailesi daha çok bir Eski Dünya grubudur ve en çok türüne Afrika’da rastlanır. Avustralya tür bakımından yoksundur. Birçok su kurbaÄŸası türüne Kanada’da, BirleÅŸik Amerika’da ve Meksika’da rastlanır. Yalnız bir tek tür Güney Amerika’ya UlaÅŸmıştır. Buna karşılık Afrika’nın yaÄŸmur ormanları su kurbaÄŸası türleriyle kaynaşır. Ünlü «kıllı kurbaÄŸa» (Astylosternus robustus) da aynı ailedendir. Bunun erkeÄŸinin baldırlarının ve yanlarının derisinde kılımsı çıkıntılar göze çarpar. Görünüşe bakılırsa, bunlar solungaç vazifesi görmekte ve bu kurbaÄŸanın oldukça ufalmış akciÄŸerlerinin vazifesini paylaÅŸmaktadır. Dünya yüzündeki en iri amfibyum da Afrika’nın iri bîr su kurbaÄŸası’dır. Kamerun da yaÅŸayan «Golyat kurbaÄŸası» (Eana goliath), burnunun ucu ile kuyruksokumu arasında 30 santim uzunluÄŸunda olabilir.
Rana’ların 1501yi aÅŸkın türünün en tanınmışlarından biri de «yeÅŸil su kurbaÄŸası» dır (Rana eseulenta). Avrupa’nın en büyük kısmında, Asya’nın batısında ve Kuzey Afrika’da bulunan bu türün rengi, yeÅŸille esmer arasında oynar ve bütün vücudu düzensiz lekelerle kaplıdır. 10-11 santim uzunluÄŸundaki arka bacakları hesaba katılmadığı takdirde, uzunluÄŸu ortalama 6-8 santimdir. Yumurtalarını suyun dibine çöken muazzam kümeler (5 000-10000 yumurta) halinde yumurtlar. Tetari’ leri 12 santim uzunluÄŸunda olabilir. YeÅŸil su kurbaÄŸalan, balıkların yumurtalarını yedikleri, bazen de balıkların kendilerinin solungaçlarını ve pullarını kopardıkları, hattâ gözlerini oydukları için zararlı sayılırlar.
«Çayır kurbaÄŸası» veya öbür adiyle «kızıl kurbaÄŸa» (Rana temporaria) da, yeÅŸil akrabası gibi geniÅŸ alanlara yayılmıştır: Kuzey Avrupa’ dan baÅŸlayarak Kuzey ve Orta Asya üzerinden Japonya’ya kadar uzanan bir kuÅŸak üzerinde pek boldur. Güney Avrupa’da enderdir, ya da hiç yoktur. Fakat Alpler’de, Pireneler de ve Kuzey İspanya’da bulunur. Başının iki yanında esmer birer lekesi, baÅŸparmağında bir yerine iki nasırı olması, erkeklerinin ses keselerinin dışarıya çıkıntı yapmaması, daha çok karada yaÅŸaması, yumurta sayısının daha az olması (1500-4 000) ve bunların suyun yüzeyinde yüzen bir kitle halinde toplanmış bulunması, tetarrierinin de 9 santimlik erginlerden daha ufak olmasıyle yeÅŸil su kurbaÄŸası’ndan ayrılır.
Åžu iki tür daha az yaygındır: Birincisi «Çevik kurbaÄŸa» (Rana dalmatina) veya öbür adiyle (Rana agilis), karaya baÄŸlılığı ve ses keselerinin durumu bakımından cayır kurbaÄŸası’na benzer. İkincisi «Sivri burunlu kurbaÄŸa» veya öbür adiyle «maÄŸrip kurbaÄŸası» (Rana arvalis) kuzeyin tarlalarıyle turbalıklarında yaÅŸar. Her iki türde 1000-2000 yumurtalık kümeler suyun dibine çöker.
Fransa’da, İtalya’da ve İsviçre’de bol miktarda kurbaÄŸa bacağı yenilir ve yeÅŸil su kurbaÄŸaları bu bakımdan öbür türlere tercih edilir.
Solomon adalarının küçük bir kurbaÄŸası (Kana opisthodon) bütün geliÅŸme safhalarının yumurtanın içinde olagelmesi bakımından ilginçtir. Yumurta kırıldığı vakit, küçük kurbaÄŸanın bunun içinden dışarı sıçradığı görülmektedir. Bunun ne solungacı, ne de kuyruÄŸu vardır. Faydası, kalmayan bu organlar pek erken kaybolmakta ve solunum ihtiyaçları, hayvanın karnının iki yanındaki deri” katları tarafından görülmektedir.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

(Bufo marinus)
«Dev kara kurbaÄŸası», Amerika’ nın tropikal bölgelerinde en kalabalık ve en yaygın olarak bulunan kara kurbaÄŸası’dır. Batı Dünyasındaki kuyruksuz amfibyumların bu devinin en iri örneklerine Güney Amerika’nın kuzeyinde rastlıyoruz. İngiliz Guyanası’nda bir ara 23 santim uzunluÄŸunda bir diÅŸi ele geçmiÅŸtir.
Bu kara kurbaÄŸası’nın rengi sırtında monoton bir kahverengi veya iri siyahımsı lekeli bir açık gridir. Biraz daha açık renk karnında çok kere daha ufak kızılımsı gri-kahverengi lekeler göze çarpar. Omuzlarındaki bezler muazzamdır. Dev kara kurbaÄŸası kışkırtılınca, bezin gözeneklerinden sütümsü bir salgı süzülür.
Tabiat bilgini Albert T. Blair’in bu kara kurbaÄŸalarından bazılarını
Texas’ta bir havuza salmasından az sonra bir kaplumbaÄŸa ortaya çıkarak bir tanesini alttan yakalamıştı. Fakat akciÄŸerleri ÅŸiÅŸmiÅŸ dev kara kurbaÄŸası’nı suyun altına çekmek kolay iÅŸ deÄŸildi. KaplumbaÄŸa saldırısına devam edince, tabiat bilgini dev kara kurbaÄŸası’nın bezinin üzerinde zehirin belirdiÄŸini, hemen ardından da kaplumbaÄŸanın avını salıverip alelacele uzaklaÅŸtığını gördü.
Dev kara kurbağasının bolluğu bu itibarla zehir bezlerinin savunma silâhı olarak mükemmelliğinin sonucudur. Kurbağaların çoğunluğu olan «Rana» ailesi böyle bir tertipten yoksundur. Yalnız bilimsel adı «Rana palustrus» olan türün derisi öylesine zehirlidir ki, onunla aynı kavanoz içine konulan başka amfibyumlar ölümden kurtulamazlar. Kurbağaların çoğunluğu derhal suya atılmak suretiyle düşmanlarından kurtulurlar. Bu hususta çok çabuk hareket edebildiklerinden, onları yakalamak genellikle pek zor olur.
Doğu Afrika, «Bufo» kara kurbağasıgillerle akraba olan «Nectophrynoides» kara kurbağalarının yurdudur. Bunların üç türü yavrularını canlı olarak doğururlar. Türlerden «Nectophrynoides oceidentalis» de bir milimetrenin onda ikisi iriliğindeki yumurtalar aha vücudunda çatlarlar. İncelenmek üzere kesilen hamile dişilerin iki rahminde 6 -10 yavruya rastlanmıştır. Rahim salgısıyle beslenerek burada gelişeceklerdir. Başlıca solunum ve beslenme organları, kaybolacağı zamana kadar kuyruklarıdır. Dünyaya gelen yavrular analarının üçte biri uzunluğundadır.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »
Eylül 28th, 2007 by ozlem0409

Savunma silâhı zehir bezleri:
Kara kurbaÄŸası’nın derisindeki bu gibi bezler üst yüzey üzerine dağılmıştır, hayvanın omuzları üzerindeki bir çift ise Öbürlerinden çok daha büyüktür. Bu «siÄŸillerin» salgıladığı zehir, kara kurbaÄŸaları’nı birçok düşmanlarından korur.
Netekim, meselâ köpekler bazen kara kurbaÄŸasını zararsız oyuncak sanmak hatasını iÅŸler, fakat pek acı bir lokma olduÄŸunu keÅŸfetmekte gecikmezler. Bu takdirde ağızlarının köpürmesi gibi belirtiler, kara kurbaÄŸası’nm zehrinin tesirine delildir.
Bazı iri kara kurbaÄŸası türlerinin zehiri daha ciddî sonuçlara yol açabilir.BirleÅŸik Amerika’nın güney batısında, Kolorado nehrinin aÄŸzına yakın çöllük bölgelerde yaÅŸayan «Kolorado nehri kara kurbaÄŸası» (Bufo alvarius), bazen 18 santim uzunluÄŸunda olur. YeÅŸilimsi gri renkteki pürüzsüz derisinin üzerinde pek az sayıda zehir bezi vardır. Bu kara kurbaÄŸasının da omuzlarında bir çift bez göze çarpar. «Bufo» grubunun bu devlerine saldıran köpeklerin zehirlenerek öldükleri çok görülmüştür. Bununla beraber, köpeÄŸin zehirli maddeyi yuttuÄŸu mu, yoksa zehirin, ağız boÅŸluÄŸunu astarlayan zardan köpeÄŸin kan dolaşım sistemine mi geçtiÄŸi belli deÄŸildir. Zehirin buharının, köpek tarafından teneffüs edilerek akciÄŸerlere gittiÄŸi bile ileri sürülmüştür. Ama bu da pek kesin deÄŸildir.
Böcek afetlerine karşı kara kurbağaları:
Kendini savunmak için bu kadar öldürücü bir silâhı olan bir kara kurbaÄŸası’nın yakınlığının tehlikeli olacağı akla gelebilir. Halbuki bunun gerçekle ilgisi yoktur, zira bu kara kurbaÄŸası, kötü muamele görmediÄŸi takdirde onu eline alana zarar vermez. Bir tabiat bilgini Arizona’da akrebi bol bir evde kalıyordu. Adi akrebin sokması arınınkinden daha tehlikeli deÄŸilse de, bunlarmki bazen ciddî rahatsızlıklara yol açıyordu.
Tabiat bilgini, akrep sayısını azaltmak için, evin akrebi en bol taraçasında bir çift Kolorado nehri kara kurbağası beslemeye başladı. Hayvanlar gündüzleri, telle çevrili bahçelerine konulan su kabının içinde oturuyor, geceleri ise ortalıkta hopluyorlardı. Tabiat bilgini günün birinde kısa bir seyahate çıktı, döndüğü vakit ise kaptaki suyun uçmuş olduğunu gördü. Derileri yoluyle kaybettikleri suyu yenüeyemeyen zavallı kara kurbağaları can çekişiyorlardı.
Tabiat bilgini tarafından su içine konulunca, kara kurbağalarından biri canlandı, fakat öteki ölümden kurtulamadı. Tabiat bilgini neler yediğini görmek için bunun midesini açınca, beş akrep ve iki çekirgeyle karşılaştı.
Posted in Kuyruksuz Amfibyumlar | No Comments »